6.02.2019

A BRIEF INTRODUCTION TO MEANINGS OF TIME


The concept of time is nothing but one of the most important conceptualisations of humans for humans. In this sense, that of which we have to think is rather the relationship between the humanness of human beings and the existence through which we become capable of experiencing who we are in time. We have to deal with the time, if we merely stare at the concept of it as a period for living. No. It is much more than that. 

The concept of time, for me, basically refers to three different meanings which are, respectively, the physical time, the individual time, and the social time. The first meaning of the concept of time is obviously based on the movement of the objects in accordance with each other. The second type of time, in my opinion, is the time in which the experience of the subject becomes involved. In this context, this is the time of the consciousness; however, this kind of time is merely for the ‘pre-ontological’ consciousness, with the notion of Heidegger, and pure consciousness in Hegelian system of philosophy. Social time is, however, rooted in the self-consciousness, since the subject notices that the consciousness is able to take itself as its object. In this sense, the structure of social time refers to relationship of the self-consciousness to other self-consciousnesses. The concept of experience does, thus, shape both individual and social times, and also, two different types of subject.


The time is the experience of the subject; hence, it is one of the main components, or, better, basic possibilities, of the subject. It is none other than the ‘openness’ of the subject.

5.11.2019

ANLAM - 1


Çağımız insanın dünyayla anlam ilişkilerini yitirme ve daha sonra da bu ilişkilerin aslında hiç var olmadığını iddia etme çağı. Unutulan aslında zaten unutulduğu fark edilmeyendir; diğer türlüsü bir nevi işlevsellik içinde kendini sürekli hatırlatır: “bu oyuna katlanıyorum, ama burada olduğumu da en iyi sen biliyorsun.” Anlam ilişkileri ise doğrudan unutuldu bu çağda. Mana verme ve manaya göre ahlaki bir tutum edinmeden tut da… parçalanmışlığın ve bütünden mahrum olmanın bizi savurduğu siniklik durumuna kadar. Hiçbir şeyi beğenmeyen ve hiçbir şeyden haz almayan, her şeyde eleştirilecek bir nokta aramak dışında bir akıl faaliyetinden mahrum olan varlıklara dönüştük. Yani akademinin çılgın eleştirel tutumu ve sürekli radikalliği öne çıkarmaya çalışan çaresiz politikasının bir yansımasına dönüştü hayatımız. Bu eleştirel tutumun bir anlam yaratabileceği düşünüldü bir süre; ancak tek yarattığı kendi ardını toplamaktan aciz insan sürüleri oldu. Sürü derken… eleştirel tutumun ısrarla dışında kaldığını iddia ettiği ‘kitle’ bile değil bu yeni sürümüz. Suratından düşen bin parça olan insanların doldurduğu, tahammül ve saygının bir forma indirgendiği, insana hürmet etmenin imkânsızlaştığı çağ bu. Dünyanın bizim için oluşturduğu anlamı kaybettiğimiz için, belki buna ‘varlık sorusu’ demek isteyen olabilir, hayhay, geldiğimiz noktada yalnızca kendine kapanmış diğerinden bihaber küçük parçacıklardan başka bir şey değiliz. Dolayısıyla her şey ama her şey forma indirgendi. Nesnelerden farklı olabileceğimizi, bir anlam bağına sahip olabileceğimizi düşünmek imkânsız hale geldi. Buna karşı çıkılabilir, üretilen ‘içeriklerden’ bahsedilebilir; buna karşı da şunu söylemek yerinde olur: üretilen içerik aslında içeriğin kendisi değil, tersine içerik formudur veya formla kaplanmış içerik aromalarından ibarettir. ‘Makinalaşmak’ isteyen şairin ürettiği de içerik değildir, varyasyonları sanat diye yutturan post-modernin ürettiği de. Bir çizimimizi yapmam gerekseydi şöyle bir şey çizerdim: yeteneklerimin minimumun altında olduğunu biliyorum ama bu fikirle başlardım, hareketini ve dünyayla olan anlam bağını yitirdikten sonra yalnızca dışarıdan bir elle beslenen ve, tek işlevi vücuduna gireni dışarı atmakken, aynı zamanda, durmadan konuşan ve bir şeyleri eleştirdiğini sanan, ancak bunun için de elinde herhangi bir anlam dayanağı ve zemini bulunmayan; dolayısıyla yalnızca bir girişi ve bir çıkışı, gözleri, saçları, burnu olan ve muhtemelen erişemeyeceği doğanın bir simgesini üzerinde taşımaya özen gösteren karton bir kutu.